İyi Nesneye Tahammül: İyiliğe Dayanabilmek
Bazı kişiler için sevgi, iç dünyada tutulması güç bir deneyimdir.Birisi onları övdüğünde, ne yapacağını ne söyleyeceğini bilemez halde olabilirler, övülme huzursuzluk yaratır.İlişkilerinde her şey yolunda giderken bir anda mesafe koyabilirler.
Biri gerçekten yakınlaştığında içlerinde tuhaf bir gerilim oluşur.
Neden?
Psikanalizin “iyi nesneye tahammül” kapasitesi üzerinden bu durumu anlamaya çalışabiliriz.
Kuramsal bir terim gibi duyulsa da aslında insanın iyilikle temas edebilme ve onu sürdürebilme kapasitesine işaret eder.
“İyi Nesne” Nedir?
Psikanalizin nesne ilişkileri kuramının önemli temsilcilerinden Melanie Klein’ın çalışmalarında, “nesne”, yalnızca bir insanı değil, o insanın zihnimizde bıraktığı içsel temsili ifade eder. Başka bir deyişle; anne, baba, kardeş, partner ya da terapist gibi kişiler dış dünyada ayrı bireylerdir, ancak aynı zamanda zihinde onların bir içsel temsili de oluşur.
“İyi nesne” bireyin iç dünyasında taşıdığı güvenilir, besleyici ve süreklilik gösteren ilişki temsilini ifade eder.
Çocuk için bu, bakım verenin güvenilir ve düzenleyici varlığıdır. Yetişkinlikte ise bu içsel temsil, zor zamanlarda “yalnız değilim” hissini mümkün kılan bir psikolojik dayanak işlevi görebilir.
Peki, İyi olan Neden Rahatsız Eder?
Bu durum, genellikle erken dönem deneyimlerle ilgilidir. Eğer kişi çocukken kesilmeyen, güvenilir bir sevgi deneyimi edinemediyse, eğer iyi olan şeyler ani kayıplarla bölündüyse, eğer bakım veren kişi hem besleyici hem de korkutucu olduysa, çocuğun zihinde “iyi” olan şey kırılgan hale gelir.
Bu durumda iyi nesne güven veren bir dayanak olmaktan çıkar, kaybedilebilecek bir şeye dönüşür. Kayıp ihtimalinin yaratacağı acıyla karşılaşmamak için kişi iyi olanı bilinçdışı düzeyde erken sabote edebilir.
Günlük Hayatta Nasıl Görünür?
Hayatınıza gerçekten size değer veren biri girdiğinde ne hissedersiniz? Bir rahatlama mı yoksa hafif bir huzursuzluk mu?
Birisi sizi içtenlikle takdir ettiğinde bunu kabul edebiliyor musunuz? Yoksa zihniniz hemen şunu mu fısıldıyor: “Abartıyor.”“Beni tanımıyor.”“Bir süre sonra hayal kırıklığına uğrayacak.”
İyi nesneye tahammül kapasitesi, tam burada devreye girer. Bu kapasite:
Kişinin kendisine yönelen iyiliği inkâr etmeden içselleştirebilmesini
İyi giden bir ilişkiyi bozma ya da geri çekilme ihtiyacı duymamasını
İlişkide oluşan güveni sabote etmemesini
Sevginin sürekliliğini ruhsal olarak taşıyabilmesini ifade eder.
Klein ve Bölme Mekanizması
Melanie Klein, erken gelişim döneminde bebeğin dünyayı “iyi” ve “kötü” nesneler olarak bölerek deneyimlediğini öne sürer. İhtiyaçları karşılandığında bakım veren “iyi”, karşılanmadığında ise “kötü” olarak algılanır.
Gelişim sağlıklı ilerlediğinde çocuk zamanla şu karmaşıklığı tolere etmeye başlar:Anne/bana bakan hem iyi olabilir hem de zaman zaman yetersiz kalabilir.
Bu bütünleştirme kapasitesi yeterince gelişmezse, kişi yetişkinlikte de başkalarını ya tamamen iyi ya da tamamen kötü olarak algılama eğilimi gösterebilir.
İyi nesneye tahammül kapasitesi, tam da bu bütünleştirme becerisiyle ilişkilidir. Çünkü iyi olanın içinde her zaman hayal kırıklığı ihtimali de bulunur; bu iki deneyimi aynı anda taşıyabilmek ise önemli bir ruhsal kapasite gerektirir.
Winnicott ve Güvenli Zemin
Donald Winnicott, “holding” kavramıyla bakım verenin sağladığı güvenli psikolojik ortamın gelişimdeki belirleyici rolünü vurgular.
Bir çocuk yeterince iyi bir bakım ortamında büyüdüğünde, içsel olarak taşındığı ve tutulduğu bir deneyim yaşar. Bu deneyim zamanla şu ruhsal kapasitelere dönüşür:
Zorlayıcı duygusal durumlarda dağılmadan kalabilmek
İlişkide oluşan güveni sürdürebilmek
İyi olanın sürekliliğini tolere edebilmek
Erken dönemde bu holding deneyimi zayıf kaldığında ise kişi iyi bir ilişkiyi taşımakta zorlanabilir. Çünkü iyi olan, zihinde kalıcı ve güvenilir bir iç yapı olarak yerleşmemiştir.
Terapi Bu Açıdan Nasıl Bir İşlev Görür?
Terapi çoğu zaman bireyin iyi nesneye tahammül kapasitesini yeniden inşa ettiği bir alan haline gelir.
Başlangıçta danışan terapötik ilişkiye güvenmekte zorlanabilir. Seanslar iyi giderken aniden iptal edebilir ya da yakınlık arttıkça mesafe koyabilir. Bu, çoğu zaman klasik anlamda bir direnç değil, iyi nesneye tahammül edememenin ifadesi olabilir.
Terapötik ilişki içinde kişi zamanla şu deneyimi yaşayabilir:İlişki zaman zaman zorlanabilir ama tamamen çökmek zorunda değildir.
Hayal kırıklıkları tolere edilebilir.
Yakınlık tehdit olmak zorunda değildir.
Güven, süreklilik kazanabilir.
Zamanla terapist yalnızca dış dünyadaki bir figür olmaktan çıkar; kişinin iç dünyasında yer alan iyi nesne temsilinin bir parçası haline gelir. Bu içselleştirme sayesinde kişi yalnızca terapötik ilişkiye değil, yaşamındaki diğer güvenilir ilişkilere de daha fazla dayanabilir hale gelir.
İyi nesneye tahammül etmek, insanların hem iyi hem sınırlı olabileceğini kabul edebilmek demektir. İyiliği sabote etmeden, inkâr etmeden, sürekliliğine güvenebilmek.




Yorumlar